FETÖ zehrinin memleketin bünyesindeki tesbitinin geç olduğu, idarecilerimizin itiraf ettiği bir mesele. Lakin bunu itiraf etmek ne kadar yüksek bir edemse, bu itirafın gereği olan ciddiyeti göstermek de en az onun kadar elzemdir. Zira şu memlekette iki kuşak neslin dem ve damarlarına yerleşmiş bir anlayışı, bir anda terör örgütü ilan etmek ve akabinde yargılayıp mahkum etmekle çözebileceğini düşünmek, hastalığı geç tesbit etmekteki gafletten daha büyük bir gaflettir.

         Peki ne yapılmalı ?

         Yapılması gereken süreci doğru tanımlamak ve planlamaktır.

         FETÖ, teşhis edilmedi ! FETÖ, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz panik ataklarıyla kendini ele verdi ve tespit edildi ! Önce teşhisi, akabinde tedavisi gerekir.

         FETÖ, vücudun sadece bir bölgesini değil, neredeyse her tarafını sarmış bir ur. Tüm vücudu kemoterapiye tabi tutmak veya hastalıklı uzuvları keselim mantığıyla yaklaşmak, bu memlekete çok şey kaybettireceği gibi hastalığı da izale etmeyecektir.

         FETÖ, Kemalist anlayış ve strateji ile çözülecek ve çökertilecek bir örgüt değildir. Bilakis, Kemalist zihniyet, kendisine olan ihtiyacın devamlılığını temin için (Kürt meselesinde olduğu gibi) çözüme değil, çözümsüzlüğe gayret sarfederek, topluma FETÖ’yü gösterip Kemalizm’e razı etmeye çalışacaktır.

         Kemalistler, kendilerini şu memleketin başına bela edenlerin ikinci bir yüzyıl planlaması olan FETÖ üzerinden, hem varlıklarını devamını temin edecek, hem de bu meseleyi inançlı kesimi terbiye etmekte ve sindirmekte bir sopa olarak kullanacaklardır.

         FETÖ’nün maddi imkan ve itibarının zayıflatılmış olmasının küresel destek alan böylesi bir yapı için hiç bir önemi yoktur. Bilakis, bu tarz kayıpların telafisi mümkün olmakla beraber, örgüt içinde çelikleşmeyi dahi netice verecektir.

         Gerçekten mücadele edilmek isteniyorsa, bu örgütlenmenin iki kuşak (50 yıllık) sosyolojik tabanına inilmeli, manevi alt yapısı incelenmeli, münasip panzehiri üretilmelidir.

         Lakin ne acıdır ki, ülkemizde iktidar, imkan ve itibar sahibi olmuş hiçbir yapı yok ki, bünyesine FETÖ virüsü bulaşmamış olsun (Manay-ı muhalifiyle söylemek gerekirse, son çeyreğin hakimi olan FETÖ, bulaşamadığı yapıları itibarsızlaştırmış, maddi imkanlar bakımında zayıf bırakmıştır) Ve takdir edersiniz ki, hastalıklı bünyeden kendisini tedavi etmesini beklemek beyhudedir. En evvel, sağlıklı tabipler gerekir.

         HASIL-I KELAM; Derdi günü kurtarmak olmayan, şu memleketin geleceğini, vatandaşının maddi ve manevi selametini düşünen idareciler, kritik bir eşikte olduğumuzu derk etmelidir. 15 Temmuz darbesi sonrası ani gelişen bir tepki refleksiyle bu işin çözülemeyeceğini fark etmelidir.

         Bu ölümcül virüsün (en azında Anadolu’dan) temizlenmesi için hastalığın bulaşmadığı yapılarla temasa geçip, kalıcı ve sağlıklı stratejiler geliştirmelidirler.

 

@metinaczmendi

metin@aczmendi.com

Yükleniyor