MURADIMIZ BU MUYDU?

 

Gönlümüzde harlanan iman ateşinin hararetiyle (hazır olmanı beklemeden) kıyama kalkıp, Süfyan'ın rejim-i bid’akaranesinin münâfıkhâne yüzünü ifşa ettiğimizden sebep sana karşı mahçubuz.

Ama iki cihetle bize hak vereceksin...

Birincisi; Sen de bilirsin ki, ehl-i dalalet ve zındıka kemiyeten çok görünse de, keyfiyetleri hiç hükmündedir.

Binler olmuşlar, milyonları bulmuşlar hiç ehemmiyetli değildir.

Haklarından gelmek için bir avuç ehl-i iman kafiydir...

İkincisi; Bilmelisin ki; bu yolarda levmedenlerin levminden, en yakınının tekfirinden, çile, ızdırap ve gariplikten başkası yok. Kıyamadık sana, haber etmeden çıktık yola.

Hem bunların konuşma zamanı değil bugün, Ehl-i iman için düğün bayramdır. 

Elde edilen muvaffakiyetler bir başlangıç, daha güzel günler yakındır.

 

Sakın ha sakın.. “geldiğimiz merhale kafidir” deme.

Kendi deruni vaziyetini esas alıp, etrafından gaflet etme!

Kaldır kafanı bir bak çevrene...

Cadde ve sokaklarımıza..

Okul ve kurumlarımıza...

Alışveriş ve pazarımıza...

Hasılı tüm içtimâî hayatımıza dönüp bir baksana!

BU MUYDU MURADIMIZ ?

 

Makamların en yükseği, imkanların en genişi, mağdur ve mazlumların eline geçtiyse bu bir kar değil, olsa olsa zarar ve tahribata set çekilmesidir. Asıl mesele, kazanımların muhafazası değil, terakkisi ve üzerine yenilerinin ilave edilmesidir. Kaldı ki, nihai hedefimiz; nesl-i cedid, Asım'ın neslidir...

 

Görüyorum ki; rehavete kapılmış gibisin.

Halbuki ehl-i dalalet ve zındıka daha bir ciddiyet kesbediyor.

Temkin ve tedbirlerini arttırıyor...

Tahkimatını güçlendiriyor...

Saflarını sıklaştırıyor...

 

Bu defa sensiz yola çıkmak istemiyoruz.

Hadi mihmandarımız, sancaktarımız, liderimiz sen ol. Bizden daha çok layıksın buna.

Düş önümüze, takılmazsak peşine; vefasızlar ve namertler listesinin başına yaz ismimizi.

 

Sakın ha, rahat ve konforun cazibesine kapılıp; “henüz değil, daha sonra” deme!

Zira, ölüm ertelenmiyor, ecel an be an bizi takip ediyor.

Her an binlerce insan aramızdan ayrılıyor.

Yaşantıları da gösteriyor ki, kuvvetle muhtemel saadet saraylarına varacak değiller.

 

Sakın yanlış anlama, seni bir zararın içerisine itmiyoruz.

Geri durduğumuz bir tehlikeyle de karşı karşıya bırakmıyoruz.

Fethedilen kaleler içerisinde neslimizin manevi imar ve inşaasını istiyoruz.

 

Düşmandan taraf endişe etme; biz yine surlardayız.

İlk ok bizim göğsümüzde, ilk gözyaşı bizim annelerimizde.

Lakin ihtiyat kuvvetimiz olmadan fazlaca dayanamayız.

Surlara çıkacak yeni nesiller yetişmezse ilelebed burada duramayız.

 

Sanma ki bir bedelle karşılaşacaksın.

Tüm bedeller ödendi…

Son tarihli fatura 28 Şubat tarihliydi.

Artık, bedeli ödenmiş değerlerin kuşanma vakti geldi.

 

İstiyoruz ki, bu kudsî yolda liderlik şerefi senin olsun.

Eğer rahatından vazgeçmezsen, konforunda diretirsen.

Biz;

لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

ayetinin gölgesine sığınır sensiz de yola çıkarız.

 

Liyakatımızın muhasebesini yapmayız.

إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ ayetine sığınır,

“Dad-ı hak ra kabiliyyet şart nist” bilir, ilerleriz.

 

Geri dönüp bakmayız;

حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ ۖ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ dir, biliriz.

حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ '‘deriz.

لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ  ‘dır bu yoldaki tahkim kuvvetimiz.

 

Kaldı ki; illa Dünya'da muvaffak olacağız diye bir şartta yok ki!

Yola çıkmak dahi muvaffakiyet değil mi?

Velhasıl-ı kelam, netice her ne olursa olsun,

يَابَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى   يَابَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى  bizler için en büyük teselli….

Yükleniyor