SUAL

Şahsa tabi olmaktaki ihtiyaç nedendir?

ELCEVAP

                Bizler şu ülkenin manevi ikliminde müsbet inkişaflara sebep olma niyet ve azmiyle yola çıkanlar olarak aramızda merciiyyet, fikir mi şahıs mı, şahıslar önemli değil de eserler mi önemli, kahrolsun tarikat, uzak dursun irşad, en kahraman fikirler, yaşasın eserler münakaşası yaparken, Kemalizm'i kendi bekası için odaklanma ve birleştirme unsuru olarak gören guruplar, her onbeş günde bir defa İhlas Risalesi okumuş gibi mesleğin tüm kurallarını kendi namı hesaplarına tatbik etme gayretinin zirvesine ulaşmış ve muvaffakiyetin şifresini ele geçirmiş durumdalar.

                Bir teoride ve fikirde hem ilerlemeyi hem bağlılığı hem tesir etmeyi hem de o fikre uygun ruh hali sağlamanın en etkin yolu, “teorisyen ve kurucu ile münasebet” olduğu gerçeğini bizim dışımızda herkes anlamış görünüyor.

                İnsibağ, inikas yani boyasına boyanma ve frekansını yakalama konusunu Aristo'dan Hindistan gurularına kadar herkes anladı ve öğrenmenin en mükemmel yolunun “massetmek” yani bütün olarak aktarmakla (Bluetooth) mümkün olabileceğini, bilim ve inanç adamları farketti. Fakat bizim mahalle, metin takrarı, ezber ve bolca konferans dışında hiç bir realite tanımamaya devam etmektedir..

                Ritüel yok, gelenek yok, adet yok, kültür haline getirme ve özendirme yok, hürmet yok, çırak yok, kalfa yok. Hal böyle olunca usta var olsa ne yazar. Kime ne anlatacak, mesleği kime devredecek, kimi fırçalayacak kime emek verdirip sahiplenme sağlayacak..

                İnsana kendi cinsinden ve milletinden rehberler gönderen Halık-ı Rahim'e fiili muhalefet anlamına gelen bu dikkafalı tavır ile hiç bir işe muvaffak olamayacağımız aşikardır.

                Bu ülkenin materyalist sistemine sancak açan ilk hareket olan Risale-i Nur hareketi, müellif ile ve onun mirasını sinesinde taşıyan talebeleri ile alakalarını kesip "hem okudum hem de yazdım yalan dünya senden bezdim" modunda, merciiyyet ve tebaiyyetin, hissiyat birliği ve imani tesir ve yolda inkışaf arasında bir münasebet olup olmadığını tartışa dursun, bizler fenafil ihvanı anlamadan, karşı mahalle "fenafiz’ zındık, fenafit’ tağut yoluyla fenafiş’ şeytan" a ulaşmış ve şerde meyve toplamaya çoktan başlamış bulunmaktadır..

                Şu gerçeği beynimize kazıyalım ki; dinimiz şahıs üzerinden tesis edilmiştir.

                Allah-u Teala'yı tasavvur caiz değildir, iman eden Muhammed Aleyhisselam'a tebaiyyeti ile iman etmiş, küfreden O'ndan yüz çevirince küfretmiştir ve bu bir temel şablondur. Bir fikre girmek; fikir sahibine tabi olmakla mümkündür. Fikirde ilerlemek; şahsı, his ve hassa, meleke ve kabiliyet anlamında taklit ve talim ile mümkündür.

                On Kasım'da gözyaşı döken adamların kendi davaları adına anladığı bu gerçeği Rabbim cümlemize kendi yol ve meşrebimiz adına nasip etsin..

                Kızmayın, aşağılamayın, herkesin herkesten öğrenebileceği bir şeyler vardır. Ne demiş ünlü Sicilya'lı filozof Don Vito Carleone: "Düşmanlarından nefret etme, bu, yargılarını etkiler"…… Vesselâm.

Yükleniyor